+90 322 394 54 54
bilgi@adanaorganize.org.tr

AOSB Yönetim Kurulu Başkanı ve OSBÜK Başkan Yardımcısı Bekir Sütcü, Türkiye’nin üretim, ihracat ve istihdam odaklı büyüme yolculuğunda organize sanayi bölgelerinin giderek daha stratejik bir konuma geldiğine dikkat çekti. Sütcü, OSB’lerin yalnızca üretim alanları olmaktan çıkarak teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir üretimin, nitelikli istihdamın ve planlı kalkınmanın merkezleri haline geldiğini belirtti.

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı, Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkan Yardımcısı ve Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi Yönetim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, organize sanayi bölgelerinin Türkiye ekonomisinin geleceğindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

OSB’ler Üretim Ekosistemlerine Dönüşüyor

Küresel ekonomide yaşanan değişimlerin, ülkelerin rekabet gücünü belirleyen unsurları yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Sütcü, enerji maliyetleri, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve lojistik avantajların sanayinin geleceğini doğrudan etkilediğini ifade etti.

Türkiye’nin güçlü girişimcilik kültürü, genç nüfusu ve üretim kabiliyetiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Sütcü, bu potansiyelin sürdürülebilir başarıya dönüşebilmesi için sanayinin önünü açan yatırımların kesintisiz sürdürülmesinin önem taşıdığını kaydetti.

Sütcü, organize sanayi bölgelerinin de bu süreçte kritik bir görev üstlendiğini belirterek, OSB’lerin artık yalnızca yatırımcıya arsa tahsis eden yapılar olmadığını, enerji altyapısından teknik hizmetlere, eğitimden güvenliğe, çevre yönetiminden dijital çözümlere kadar geniş bir alanda hizmet sunan üretim ekosistemlerine dönüştüğünü ifade etti.

Yeşil Dönüşüm Sanayinin Gündeminde

Sanayinin önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalacağı en önemli başlıklardan birinin yeşil dönüşüm olduğunu belirten Sütcü, uluslararası ticaret kurallarının üretimin miktarının yanı sıra üretim süreçlerinin çevresel etkilerine de odaklandığını dile getirdi.

Özellikle Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) sanayiciler açısından yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Sütcü, karbon ayak izinin yönetilmesi, enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının daha etkin kullanılması ve sürdürülebilir üretim uygulamalarının yaygınlaştırılmasının önemine işaret etti.

Bu dönüşümün sanayicilerin uluslararası pazarlardaki rekabet gücü açısından da önemli bir unsur olduğunu belirten Sütcü, üretim altyapılarının yeni dönemin gerekliliklerine uygun şekilde geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Dijital Dönüşüm Rekabet Gücünü Belirliyor

Dijital dönüşümün de sanayi açısından artık bir tercih olmaktan çıktığını belirten Sütcü, yapay zekâ uygulamaları, veri yönetimi, akıllı üretim sistemleri ve otomasyon teknolojilerinin verimliliği artıran temel araçlar arasında yer aldığını söyledi.

Geleceğin sanayisini, teknolojik dönüşümü doğru ve hızlı şekilde yöneten işletmelerin şekillendireceğine dikkat çeken Sütcü, OSB’lerin de sanayicilerin dijital dönüşüm süreçlerine uyum sağlamasını destekleyen altyapı ve hizmetleri geliştirmesinin önem taşıdığını belirtti.

Nitelikli İnsan Kaynağı Stratejik Öncelik

Sanayinin sürdürülebilir büyümesinde insan kaynağının da belirleyici bir unsur olduğuna dikkat çeken Sütcü, teknolojik gelişmelerin ancak bu teknolojileri kullanacak ve geliştirecek nitelikli insan gücüyle anlam kazandığını ifade etti.

Mesleki eğitim kurumları ile sanayi arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Sütcü, gençlerin üretim süreçlerine daha etkin şekilde dahil edilmesi ve sanayinin ihtiyaç duyduğu teknik kadroların yetiştirilmesinin önemine işaret etti.

Sütcü, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinin yalnızca işletmelerin değil, Türkiye’nin uzun vadeli rekabet gücünün de temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti.

Adana Sanayide Önemli Fırsatlar Sunuyor

Adana’nın üretim kültürü, tarımsal gücü, enerji altyapısı, ulaşım ağı ve lojistik avantajlarıyla Türkiye’nin yükselen sanayi merkezlerinden biri olduğunu belirten Sütcü, kentte son dönemde hayata geçirilen büyük ölçekli yatırımların bölgenin geleceğine ilişkin beklentileri daha da güçlendirdiğini ifade etti.

Kimya sanayisinden lojistiğe, yenilenebilir enerjiden yüksek katma değerli üretime kadar birçok alanda önemli fırsatlar bulunduğuna dikkat çeken Sütcü, Adana’nın sahip olduğu potansiyelin yeni yatırımlarla daha ileri bir noktaya taşınabileceğini belirtti.

“Güçlü Sanayi, Güçlü Türkiye”

Sanayinin yalnızca ekonomik büyümenin değil, toplumsal kalkınmanın da temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan Sütcü, üretim ile istihdam, istihdam ile refah arasındaki güçlü bağa dikkat çekti.

“Üretim varsa istihdam vardır, istihdam varsa refah vardır” anlayışının sanayi politikalarının temelinde yer alması gerektiğini belirten Sütcü, güçlü sanayinin güçlü şehirleri, güçlü şehirlerin ise güçlü Türkiye’yi ortaya çıkaracağını ifade etti.

Türkiye’nin üretim gücünü daha ileriye taşımak için çalışmaya, üretmeye, yatırım yapmaya ve geleceği planlamaya devam edeceklerini belirten Sütcü, Türkiye’nin ikinci yüzyılının üretim, teknoloji ve sürdürülebilir kalkınma ekseninde şekilleneceğine dikkat çekti.

Sütcü, organize sanayi bölgelerinin de bu büyük dönüşümün en önemli aktörleri arasında yer almaya devam edeceğini ifade etti.

AOSB, sanayinin sürdürülebilir büyümesinin temelini oluşturan nitelikli insan kaynağını güçlendirmek amacıyla 2014 yılında hayata geçirdiği AOSB Akademi ile nitelikli insan kayağı teminine de katkı sunuyor.

Küresel rekabetin her geçen gün arttığı, dijital dönüşümün üretim süreçlerini yeniden şekillendirdiği günümüzde işletmeler için en önemli unsurun nitelikli insan kaynağı olduğu gerçeğinden hareket eden AOSB, eğitim alanındaki yatırımlarına yeni bir boyut kazandırdı.

AOSB Akademi kapsamında düzenlenen etkinliklerden biri de Üretimde Dijital Dönüşüm Nereden Başlar? konulu eğitim programı oldu. Programda, üretim süreçlerinin dijitalleşmesi, kurumsal kaynak planlama sistemleri, üretimin gerçek zamanlı takibi, doğru veri yönetimi ve dijital dönüşümün işletmelerde başarılı bir şekilde hayata geçirilmesi için izlenmesi gereken yol haritası ele alındı.

Bölge sanayicilerinin katılımıyla gerçekleştirilen programda, DDSoft Kurucusu ve ERP & Dijital Dönüşüm Danışmanı Deniz Zeynep Cerit tarafından üretimde dijitalleşmenin temel unsurlarına ilişkin bilgiler paylaşıldı.

ERP VE MES ÜRETİMİN DİJİTAL ALTYAPISINI OLUŞTURUYOR

Eğitimde, işletmelerde dijital dönüşümün yalnızca yeni bir yazılım kullanmaya başlamaktan ibaret olmadığına dikkat çekilirken, doğru süreçlerin oluşturulması, güvenilir verinin sağlanması ve dönüşümün kurum genelinde sahiplenilmesinin önemine vurgu yapıldı.

Kurumsal Kaynak Planlama Sistemi ERP’nin, siparişten muhasebeye kadar işletmedeki farklı süreçleri birbiriyle entegre eden, veriyi tek merkezde toplayarak karar alma mekanizmalarını destekleyen bir yapı olduğu anlatıldı. Üretim Yönetim Sistemi MES’in ise makine, operatör ve kalite başta olmak üzere üretim sahasından gerçek zamanlı veri toplayarak planlanan süreçlerin sahada doğru şekilde uygulanmasını sağladığı belirtildi.

ERP ile MES’in birlikte kullanılmasının ofis ile üretim sahası arasında güçlü bir dijital bağ oluşturduğu, ERP’nin yaptığı planlamanın MES aracılığıyla sahaya aktarıldığı ve üretim sonuçlarının yeniden ERP sistemine taşınarak yönetimin doğru ve güncel verilere ulaşmasına olanak sağladığı aktarıldı.

Bu bütünleşik yapının işletmelere daha düşük maliyet, daha yüksek verimlilik ve daha hızlı karar alma avantajı sağlayabileceği ifade edildi.

Dijital Dönüşümün İlk Adımı Doğru Veri

Programda üzerinde durulan önemli başlıklardan biri de ana veri yönetimi oldu. İşletmenin ortak dili olarak tanımlanan ana verinin; stok ve cari kartlarından kodlama sistemlerine, ölçü birimlerinden ürün ağaçlarına, rota ve operasyon bilgilerine kadar üretimin temel unsurlarını kapsadığı belirtildi.

Ana verinin doğru oluşturulmaması halinde sistem tarafından üretilen raporların görünüşte doğru olsa bile işletmeyi yanlış yönlendirebileceğine dikkat çekildi. Bu nedenle stok kodlarının standart, benzersiz, kısa ve tutarlı bir yapıda oluşturulmasının, ölçü birimlerinin net olarak tanımlanmasının ve seri ya da parti takibinin işletmenin ihtiyaçlarına göre doğru kurgulanmasının önem taşıdığı kaydedildi.

Dijital dönüşüm sürecinde aynı ürün için farklı kodların oluşturulması, belirli bir sistematiğe dayanmayan kodlama yapılması, yanlış ölçü birimlerinin kullanılması ve hatalı sınıflandırmaların işletmelerde maliyet ve veri doğruluğu açısından önemli sorunlara yol açabileceği vurgulandı.

Doğru Ürün Ağacı, Doğru Maliyet Ve Planlama

Eğitimde üretim yapan işletmeler açısından kritik öneme sahip ürün ağacı yönetimi de ayrıntılı olarak ele alındı. Bir ürünü oluşturan tüm malzeme ve parçaların hiyerarşik listesi olarak tanımlanan ürün ağacının; üretim, maliyet, stok ve satın alma süreçleri için temel veri kaynaklarından biri olduğu belirtildi.

Doğru oluşturulan ürün ağaçlarının üretim için hangi malzemeden ne kadar gerektiğinin belirlenmesine, hammadde, işçilik ve operasyon maliyetlerinin hesaplanmasına, satın alma süreçlerinin doğru zamanda ve doğru miktarda yürütülmesine katkı sağladığı ifade edildi. Aynı zamanda gereksiz stok maliyetlerinin azaltılması, malzeme eksikliklerinin önlenmesi ve üretimde izlenebilirliğin sağlanması açısından da ürün ağaçlarının önemine dikkat çekildi.

Ürün ağacı oluşturulurken standart kodlama sistematiğinin kullanılması, ölçü birimlerinin tutarlı olması, mamul, yarı mamul ve hammadde arasındaki hiyerarşik yapının korunması, operasyon ve kaynak bilgilerinin doğru tanımlanması gerektiği aktarıldı.

Teknoloji Kadar Kurumsal Sahiplenme De Önemli

Programda, başarılı bir ERP ve dijital dönüşüm sürecinin yalnızca teknoloji yatırımıyla gerçekleştirilemeyeceğinin altı çizildi. Dijital dönüşümün temelinde tanımlı süreç, güvenilir ana veri ile yönetim desteği ve sahiplenmenin yer aldığı, yazılımın ancak bu temeller üzerine kurulduğunda işletme için gerçek anlamda değer üretebileceği belirtildi.

Başarılı bir dönüşüm için üst yönetimin ortaya koyacağı vizyonun yanı sıra çalışanların sürece katılımı ve değişime açık bir kurum kültürünün oluşturulmasının da önemli olduğu kaydedildi. İş süreçlerinin analiz edilerek sadeleştirilmesi, çalışanların eğitilmesi, kullanıcı adaptasyonunun sağlanması, performansın sürekli ölçülmesi ve ERP ile MES sistemlerinin birbiriyle entegre çalışmasının dönüşümün başarısını doğrudan etkilediği ifade edildi.

Dijital dönüşümün tek seferlik bir teknoloji yatırımı yerine, adım adım ilerleyen ve sürekli geliştirilen bir süreç olarak ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.

Rekabet Gücünü Artırıyor

Eğitimde, manuel yöntemlerle yürütülen üretim ve yönetim süreçlerinin işletmeler açısından zaman ve verimlilik kaybına yol açabildiği de değerlendirildi. Excel tabloları, kâğıt üzerinde yürütülen işlemler ve sözlü talimatlara dayalı süreçlerin hata riskini artırdığı, günümüz rekabet koşullarında işletmelerin anlık ve güvenilir veriye ulaşabilmesinin giderek daha önemli hale geldiği belirtildi.

ERP ve MES sistemleriyle üretim ve yönetim süreçlerinin daha görünür hale getirilebildiği; stok ve nakit akışının daha etkin yönetilebildiği, sipariş süreçlerinin izlenebildiği ve yöneticilerin sezgiden ziyade güncel verilere dayalı karar alma imkânına kavuştuğu aktarıldı.

Dijitalleşmenin üretim hattıyla sınırlı olmadığı; satış, stok, üretim, finans ve tahsilat gibi işletmenin farklı fonksiyonlarını kapsayan bütüncül bir dönüşümü ifade ettiği vurgulandı.

Teorik Bilgi Saha Deneyimiyle Buluştu

Eğitimin devamında firma temsilcisi tarafından kuruluş bünyesinde hayata geçirilen dijital dönüşüm uygulamaları katılımcılarla paylaşıldı. Dönüşüm sürecinde edinilen deneyimler, uygulamada karşılaşılan süreçler ve elde edilen kazanımlar üzerinden yapılan değerlendirmelerle teorik bilgiler saha örnekleriyle desteklendi.

Katılımcılar, üretimde dijital dönüşümün başlangıç noktasından ERP ve MES entegrasyonuna, ana veri yönetiminden ürün ağaçlarının oluşturulmasına kadar farklı başlıklarda güncel bilgiler edinirken, uygulamaya yönelik örnekleri de değerlendirme fırsatı buldu.

AOSB Akademi çatısı altında sürdürülen eğitimlerle, sanayicilerin değişen üretim ve teknoloji ihtiyaçlarına uyum sağlamalarının desteklenmesi, işletmelerin dijital yetkinliklerinin geliştirilmesi ve üretimde verimlilik ile rekabet gücünün artırılmasına katkı sunulması hedefleniyor.

AOSB, sanayicilerin ve çalışanların akademik gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ) iş birliğinde “Akademik Kariyer ve Sektör Odaklı Eğitim Tanıtım Toplantısı” düzenledi. Toplantıda doktora, tezli ve tezsiz yüksek lisans programları hakkında kapsamlı bilgi verildi.

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi, sanayi-üniversite iş birliğini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda AOSB ile Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi iş birliğinde, sanayicilerin ve bölge çalışanlarının akademik kariyer olanaklarını yakından tanımalarına yönelik “Akademik Kariyer ve Sektör Odaklı Eğitim Tanıtım Toplantısı” gerçekleştirildi.

AOSB Bölge Müdürlüğünde gerçekleştirilen programda, ATÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü bünyesinde yürütülen doktora, tezli yüksek lisans ve tezsiz yüksek lisans programları tanıtıldı. Katılımcılara lisansüstü eğitim olanaklarının yanı sıra akademik kariyerlerini geliştirebilecekleri ve mesleki birikimlerini sektör odaklı eğitimlerle destekleyebilecekleri programlara ilişkin ayrıntılı bilgiler aktarıldı.

Akademik Kariyer Olanakları Anlatıldı

Sanayi çalışanlarının mesleki deneyimlerini akademik bilgiyle güçlendirmelerine ve değişen üretim süreçlerinin ihtiyaç duyduğu yeni yetkinlikleri kazanmalarına katkı sunmayı amaçlayan toplantının açılışını ATÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Neriman Yalçın yaptı.

Yalçın, lisansüstü eğitimin akademik gelişimin yanı sıra iş dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi açısından taşıdığı öneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Doktora ve Yüksek Lisans Programları Tanıtıldı

Açılışın ardından ATÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Çağrı Güçlüten, enstitü bünyesindeki eğitim programları hakkında katılımcılara detaylı bilgi verdi.

Toplantıda doktora programlarının yanı sıra tezli ve tezsiz yüksek lisans seçenekleri ele alınırken, sanayicilerin ve çalışanların akademik kariyer hedefleri doğrultusunda yararlanabilecekleri eğitim olanakları anlatıldı.

Programların sektörün ihtiyaçlarıyla buluşturulmasının, çalışanların akademik ve mesleki yetkinliklerinin geliştirilmesine sağlayacağı katkılar üzerinde de duruldu.

Sanayi-Üniversite İş Birliğine Katkı

AOSB’nin nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik çalışmalarının bir parçası olarak gerçekleştirilen toplantı, üniversitelerin akademik bilgi birikimi ile sanayinin uygulama ve deneyim gücünü buluşturması açısından da önem taşıdı.

Sanayicilerin ve çalışanların lisansüstü eğitim fırsatlarından daha etkin şekilde yararlanabilmelerine katkı sunan programla, akademik kariyer ile sektör deneyimi arasındaki bağın güçlendirilmesi hedeflendi.

Toplantının son bölümünde ATÜ Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Sekreteri Mücahit Moğol, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Böylece sanayiciler ve çalışanlar, ilgilendikleri lisansüstü programlar ve eğitim süreçlerine ilişkin merak ettikleri konularda doğrudan bilgi alma fırsatı buldu.

Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB), sanayicilerine sunduğu güçlü enerji altyapısı, yenilenebilir enerji yatırımları ve ileri teknoloji yönetim sistemleriyle üretimin kesintisiz sürmesini sağlıyor. Trafo merkezlerinden güneş enerji santrallerine, elektrik dağıtım şebekesinden SCADA ve OSOS sistemlerine kadar oluşturulan entegre enerji altyapısı, AOSB’nin rekabet gücünü artıran en önemli unsurlar arasında yer alıyor.

SCADA ile 24 Saat Anlık Kontrol

AOSB’de kullanılan SCADA sistemi sayesinde enerji altyapısı 24 saat boyunca anlık olarak izleniyor ve kontrol ediliyor. Böylece herhangi bir arıza ya da olağanüstü durumda sisteme çok kısa sürede müdahale edilerek enerji arzının kesintisiz sürdürülmesi sağlanıyor. Dijital altyapı, üretimin sürekliliğine ve enerji yönetiminin güvenilirliğine önemli katkı sunuyor.

OSOS İle Tüketim Anlık Takip Ediliyor

Sanayicilere sunulan dijital hizmetlerden biri olan OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemi) sayesinde aboneler elektrik tüketimlerini anlık olarak takip edebiliyor. Sistem, enerji kullanımına ilişkin ayrıntılı analiz yapılmasına olanak tanırken enerji verimliliğinin artırılmasına ve kaynakların daha etkin kullanılmasına katkı sağlıyor.

324 MW Kurulu Güç

Bölgede faaliyet gösteren üretim tesislerinin toplam kurulu gücü 324 megavata ulaşıyor. Bu kapasitenin 279 megavatını güneş enerji santralleri, 45 megavatını ise kojenerasyon tesisleri oluşturuyor.

209 Tesiste Güneş Enerjisi Sistemi

Bölge genelinde 209 tesiste aktif olarak güneş enerjisi sistemi bulunuyor. Devam eden yatırımların tamamlanmasıyla birlikte GES kurulu gücünün 281 megavata yükselmesi hedefleniyor. GES yatırımlarıyla enerji maliyetleri azaltılırken çevresel sürdürülebilirlik destekleniyor ve sanayicilerin rekabet gücü artırılıyor.

Sanayide Üretimin En Temel Güvencesi

Sanayide üretimin sürdürülebilirliği açısından enerjinin stratejik önemine dikkati çeken AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, güçlü bir enerji altyapısının yalnızca mevcut üretimi değil, geleceğin sanayisini de şekillendirdiğini belirterek şunları söyledi:

“Sanayide üretimin en temel güvencesi kesintisiz enerjidir. Bir fabrikanın dakikalar süren enerji kesintisi bile üretim kaybına, maliyet artışına ve teslimat süreçlerinin aksamasına neden olabiliyor. Bu nedenle enerji altyapımızı yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, geleceğin üretim kapasitesini de karşılayacak şekilde planlıyor ve sürekli geliştiriyoruz.”

Enerji Altyapısında Yüksek Kapasite

Akpınar, AOSB’nin enerji altyapısının sanayicilerin artan ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde sürekli güçlendirildiğini belirterek, TEİAŞ’a ait 154/31,5 kV Misis Trafo Merkezi’nden sağlanan 15 çıkış fideri ile 2023 yılında devreye alınan 380/31,5 kV Misis OSB Trafo Merkezi’nden sağlanan 16 çıkış fideri sayesinde sanayicilere güçlü ve kesintisiz enerji ulaştırıldığını kaydetti. Akpınar, bu altyapının üretimin sürekliliği açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi.

33 Fiderle Güçlü Enerji İletimi

Enerji arz güvenliğinin güçlü iletim altyapısıyla desteklendiğini söyleyen Akpınar, yaklaşık 10 kilometrelik elektrik galeri hattı üzerinden TEİAŞ trafo merkezlerinden gelen toplam 33 fider ile AOSB’ye enerji taşındığını belirtti.

Akpınar, “Bu sistem sayesinde enerji iletimi güvenli, kontrollü ve sürdürülebilir şekilde gerçekleştiriliyor. Güçlü iletim altyapımız olası riskleri en aza indirirken üretimin kesintisiz devam etmesine de katkı sağlıyor.” dedi.

Yüksek Kapasiteli Dağıtım Ağı

AOSB’nin elektrik dağıtım şebekesinin 8 ana dağıtım merkezi, 25 dağıtım merkezi ve 135 yardımcı dağıtım merkezinden oluştuğunu kaydeden Akpınar, bu yapı sayesinde enerjinin bölgedeki tüm üretim noktalarına güvenli ve kesintisiz şekilde ulaştırıldığına vurgu yaptı.

“Enerji Güvenliği, Sanayinin Rekabet Gücüdür”

Enerji arz güvenliğinin sanayi üretimindeki kritik rolüne dikkati çeken AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, enerjinin yalnızca bir altyapı hizmeti değil, üretimin ve yatırımın en önemli güvencelerinden biri olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Kesintisiz enerji, güçlü sanayinin vazgeçilmez şartıdır. Üretimin durmadan devam etmesi, ihracat hedeflerinin büyümesi ve yatırım ortamının güçlenmesi için enerji altyapısının her zaman en üst seviyede olması gerekiyor.

AOSB olarak güçlü trafo merkezlerimiz, yaygın dağıtım ağımız, dijital enerji yönetim sistemlerimiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızla sanayicilerimize güven veren bir enerji altyapısı sunuyoruz. Enerjide güven, üretimin sürekliliğinin; üretimin sürekliliği ise ekonomik büyümenin, istihdamın ve rekabet gücünün temelini oluşturuyor. Sanayicilerimizin üretime odaklanabilmesi için bu altyapıyı sürekli geliştiriyor, geleceğin ihtiyaçlarını bugünden planlıyoruz.”

"Her Fabrika Kaledir

Üreterek Savunacağız Şehirlerimizi"

+90 322 394 54 54
bilgi@adanaorganize.org.tr
linkedin facebook pinterest youtube rss twitter instagram facebook-blank rss-blank linkedin-blank pinterest youtube twitter instagram